Okurken dinlemelik:
https://www.youtube.com/watch?v=LUcY_lL54Fo
İllustratör: Lee Woo-chul

[Gri Kedi Hanı, iyice yanan şöminenin hemen önündeki masa.]
Arkada bir ozan telli çalgısı eşliğinde efsanelerden bahsetmektedir.
Uzun, beyaz sakalı ve şapkasıyla büyücü olduğunu belli eden biri ve kızıl saçı, sivri keçi sakalıyla bir elf hararetli şekilde sohbet etmektedir.
Elf ısrarcı bir tavırdayken büyücünün zor durumda olduğu anlaşılmaktadır. Büyücü kesin bir ifadeyle suratını asar.
– Olmaz. Mümkün değil. Başka bir şey iste benden.
+ Başka bir şey istemiyorum. Çok düşündüm.
– Kurt adam pençesine, dev örümceklerin zehrine hatta ejder yanığına bile bir şeyler bulabilirim ama bu farklı. Lütfen Olsen, zorlama beni.
+ Abartıyorsun ihtiyar adam.
– Merlin’in sakalı! Sen arzunun ne olduğunun farkında bile değilsin. Sadece anı yaşamanı sağlayacak bir ilaç, bir karışım olamaz. Ben bitki uzmanıyım. Yıldırımlar yaratan, okyanusları birbirine katan tanrılardan değilim. Kudretimin yetmeyeceği şeyler… Yoo yo.
Elf sandalyesini iyice büyücüye doğru yaklaştırır.
+ Sana nasıl yapışacağımı biliyorsun. Söylemeden kurtulamayacaksın. Boşuna uğraşıyorsun.
– Bak Olsen. Birincisi elimde öyle bir karışım yok. İkincisi nasıl yapılacağına dair fikrim yok. Üçüncüsü olsa da saklarım. İnsanlara bahşedilen bilgelikler var ancak zamanla oynamak bunlardan biri değil, başına iş açacak konularla uğraşıyorsun. Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun, yüzlerce yıldır tüm aileni sevmişimdir. Lütfen bir kere olsun burnunun dikine gitme.
Baştan beri enerjik görünen elf birden ciddileşir, omuzları düşer.
+ Anlamıyorsun Cuellin. Ben hiç iyi değilim. Olamayacağım da. Martha ve oğlum öl- gittiğinden beri yaşamıyorum. En başından beri bir ölümlüyle birlikte olmanın bedelini biliyordum ama bu işleri daha da hafifletmiyor. İnsanlar ölümsüz olmanın güzelliklerini övüp duruyorlar ancak ölümsüz olduğunda acıların da ölümsüz oluyor. Yedi yıldır nefes alsam da yaşamıyorum. Artık bıktım. Senden başka güvenecek kimsem yok.
Büyücünün kararlı yüzü, dostunun söylediklerinden sonra ilk kez yumuşar. Titreyen bir sesle konuşur.
– Anlıyorum. Aklıma gelen tek şey hafıza iksiri. Belki bu sayede-
Elf sözünü keser.
+ Daha önce de önerdin bunu. Kesinlikle hayır. Acım geçsin diye eşimi ve çocuğumla yaşadığım uzun, güzel seneleri unutacak değilim. Hem onları unutmamak, hem de tekrar yaşama bağlanmak istiyorum. Önümde sonsuzluk var. Tekrar kızarmış etin tadını alabilmek, dostlarımla kart oynarken var olduğumu hissetmek istiyorum. Bir gün birini sevme ihtimalim olsun istiyorum. Martha ve evladımın hatırası her zaman kalbimdeyken… An nasıl yaşanır? Sadece anın içinde nasıl olunur? Geçmiş unutulmadan… Sen bana yardımcı olmazsan eski dostum, ızdırap beni terk etmeyecek.
– Zamanla azalacaktır Olsen. Zaman tanı…
Elf çok kararlıdır, sesini hafifçe yükseltir.
+ Her riski almaya hazırım. Zamanla geçmeyecek. Başka yolum yok.
Büyücü piposunu yakar ve derin bir nefes çekerek uzaklara dalar.
– Bilmiyorum derken yalan söylemiyordum ancak… Aklıma gelen tek şey… Olanaksız. Olsen sana yardımcı olmak isterdim ama-
+ Şimdi söyle. Nedir aklına gelen?
– Çok riskli, yapamam.
+ Bekliyorum.
Büyücü pes eder.
– Oldukça güçlü bir eğlence iksiri var. Yirmi dört farklı bileşenden oluşan.
+ Ben kafam güzel olsun istemiyorum.
– Bitirmeme izin ver. Bu iksire dengeleyici birkaç bitki özü ekleyip, kahkaha tetikleyen tozları çıkarırsam… Kurtboğan ve kırlangıç otunun duyguların yoğunluğunu azaltan etkisinden faydalanırsam… Adamotu kökü belki… Duyu organlarını keskinleştirmek için… Evet evet.
Elf çok heyecanlı görünmektedir.
+ Büyücülerin Şah Ejder’i sensin Cuellin!
– Yine de bu iş hiç içime sinmiyor bilesin. Zaman veya mekân algısıyla oynamak bize göre değil. Daha önce denenmemiş bir şey olacak bu. Ne kadar riskli olduğunu tahmin edersin. Yine de başka çaren olmadığını anlıyorum. Bu kadar çok istiyorsan bana da çıkar yol bırakmıyorsun. Malzemelerin hepsi laboratuvarımda var, grifin nefesi hariç. Ender bulunan bir çiçektir ancak şanlısın –veya şanssızın ki- Oderwood’da biraz bulunduğunu duymuştum. Kasabanın kuzeyindeki orman. Oradan dört tane toplayıp getirdiğinde şu lanet iksiri deneyebiliriz.
Olsen sevinçle büyücüye sarılır ve yola koyulur.
Ormandaki arayışını günlerce sürdürür. Sonunda çiçekleri bulur. Uğraşı sırasında devasa bir araknoidi ve sinsi bir goblini alt etmesi başka bir öykünün konusudur.
Atına biner ve büyücüye doğru yola çıkar.
[Büyücünün laboratuvarı, kaynayan bir kazanın önü.]
Büyücü ve elf yoğun buharları izlemektedir. Büyücü söze başlar.
– Kendimi rezil hissediyorum. Açık açık sonu kötü olan bir şey yapıyorum.
+ İnsan dostu için ara sıra saçma şeyler yapar Cuellin.
– Belki fazladan birkaç kadeh içip buz gibi gölde birlikte yüzmek gibi şeyler tamam ama zamanın yapısıyla oynamak takdir edersin ki bundan biraz farklı.
Elf önce kahkaha atar, sonra sessizleşir ve söze başlar.
+ Çok teşekkürler eski dostum, minnettarım. Sonuç ne olursa olsun sakın kendini suçlama. Sen iyi bir büyücü, daha da iyi bir arkadaşsın.
Büyücü dolan gözlerini siler. Kazandan aldığı lacivert sıvıyı bir bardağa doldurur.
– Biraz soğuması lazım. Belki bu sırada vazgeçersin ha?
+ Büyücülerin inatçılıkları gerçekten etkileyici.
– Belli ki elflerle boy ölçüşemeyiz.
+ Başka çarem olmadığını bilmeni istiyorum. Her türlü riski göze aldım. İnan bana, bu yola girmek dışında seçeneğim kalmadı. Ve buradayız. Anı yaşayamadıktan sonra hayatın nasıl zindan olduğunu bilemezsin. Senden ne kadar zor bir şey istediğimin farkındayım, muhtemelen iksirle hallolamayacak bir şey… Uğraşılmaması icap eden bir şey… Ancak sen denedin. Bu bile benim için neler ifade ediyor bir bilsen.
– Dostların başka çaresi var mıdır? Hadi… Zaman geldi.
Elf bardağı alır. Şerefe dercesine başını sallar ve iksiri bir dikişte bitirir.
Yerin sallanmaya başladığını hisseder. Önce gözleri kararır, sonra bir sonsuzluklar girdabı inanılmaz bir hızla Olsen’i içine alır.
***
Gerçekte bir şimdiki zaman yoktur. Şimdi sadece geçmişle geleceğin arasında görünmeyen bir perdedir. Bu yüzden o sınıra verdiğimiz isim boşlukta duramaz, geçmişe veya geleceğe savrulur.
Olsen’in yaşadığı da buydu.
Kadim bilgeler zamanla oynamanın tehlikelerinden bahsederken bunun farkındalar mıydı bilinmez. Ancak kahramanımız anda olmaya çalışırken, ironik bir şekilde, andan tamamen kopmuş ve sonsuza kadar geçmişin ve geleceğin dehlizlerinde dolanmaya mahkûm olmuştu.
Şu an –doğru kelime buysa tabii- mutlu mudur, aradığını bulabilmiş midir bilemesek de kesin olan bir şeyden söz edebiliriz: Ne kadar usta bir büyücünün elinden de çıksa, iksirlerin kendi iradeleri de vardır.
